Herkesin Kendisiyle Çalışabileceği Bir Konu Vardır. Sizinki Hangisi?

ETİKETLEMEYİN, GÜVENİN!

“Çocuğum ders çalışmıyor, tembel.”
“Çok yaramaz, dediğimi hiç yapmıyor.”
“İnatçı, istese yapar ama yapmıyor.”
“Bir türlü dersin başına oturmuyor.”
“Her imkanı var ama yine de istediğimiz performansı alamıyoruz.”
Yukarıdakiler ve daha fazlası ebeveynlerin çocuklarını anlatmak için kullandıkları cümlelerden bazıları. Elbette ki çocuklarının gelişmesi ve öğrenmesi için var olan durumu tespit ettiklerini düşünüyorlar. Fakat bu cümleler sıklaşıyor, daha sert hallerde daha başka kişilere söyleniyor. Sonrasında ise çocuğun kendisinin de inandığı bir etiket ve yorumlamaları haline geliyor. “Ben tembelim, yaramazım, çalışamıyorum, yapamıyorum.” Gibi. Ve durum tespiti yapan ebeveynler, duruma çözüm getirilmesi konusunda tıkanıklık yaşıyorlar.
Eğitim isteminde yıllarca öğretmek ve geliştirmek için eleştiri, korkutma, cezalandırma gibi yöntemler kullanıldı. Bu nedenledir ki, ebeveynlerin dahası eğitimcilerin bile sık sık bu yöntemlere baş vurduğunu görüyoruz. Oysa yapılan araştırmalar, kişinin yoğun fiziksel ve duygusal stres altında olduğunda öğrenmenin ketlendiğini bizlere gösteriyor. Öyleyse, öncelikle evimizde kullandığımız yöntemlerin öğrenme ve yaratıcılığın ortaya çıkması açısından ne kadar işlevsel olduğuna bir bakmamız gerekir.
Anne-baba ve eğitimcilerin çocuğun kişilik gelişimindeki etkisi tartışılmaz. En çok karşılaştığımız şey, doğruyu ve güzeli öğretmeye çalışırken, olumsuz ifadelerden ve korkudan beslenerek bunu yapmaya çalışan ebeveyn ve eğitimciler. Böyle olunca konuştuklarına kıymet verilmeyen, sürekli eleştirilen, korkutularak motive edilmeye çalışılan çocuklar, bir süre sonra kendini ifade edemeyen, risk alamayan, kendine güvenmeyen yetişkinler haline gelebiliyor.

Peki ne yapılmalı?
Çocuklar için onaylanma, kabul ve takdir edilmenin önemi yetişkinlerden çok büyüktür. Bu nedenle, çocukların attıkları ufacık adımlar dahi takdir edilmeli ve çocuklar ilerlemeleri için yüreklendirilmelidirler. Böylece bir sonraki adımları için içsel güçlerine inanır hale geleceklerdir. Elbette ki bu süreçte ebeveynler olumsuz olarak değerlendirebilecekleri davranışlarla da karşılaşabilirler. Burada önemli olan, onaylanmayan şey, çocuk değil; davranış olmalıdır. Çocuk, yaptığı bir hatayı ya da bir başarısızlığı düzeltmeye çalışıldığında da takdir edilmeli ve desteklenmelidir ki, olumlu davranışı geliştirme şansı elinden alınmasın. Böyle durumlarda ilk adım çocuğu dinlemek ve neden bu davranışta bulunduğunu anlamaya çalışmaktır. Yaptığı davranışın ona öğretebilecekleri konusunda konuşulmalıdır. Unutmayalım ki; çocuğun neye ihtiyacı olduğunu anlarsak, kendi yolunu bulurken, ona çok daha kolay rehberlik edebiliriz.

Kendi etiket ve beklentilerimizi temizleyip, her çocuğun biricik ve özel olduğunu kabul etmek; çocuğun da kendini kabul etmesine olanak sağlar. Böylece kendisini sınırlayacağı etiketlere değil; büyüyüp geliştirebileceği bir hayata tutunmasına yardımcı olabiliriz.

Psk. Nihal UYAR ÖZER

Son Yazılarımız

Kitaplarımız

Bizden Haberler

Mail Listemize Kaydolun




  • Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
  • Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama