Herkesin Kendisiyle Çalışabileceği Bir Konu Vardır. Sizinki Hangisi?

KENDİNE GÜVEN!
Kendine güven, kişinin kendisi ve yapabilecekleri ile ilgili gerçekçi, olumlu bir anlayışa sahip olmasını ifade eder. Kendine güvenen birey, yeteneklerinin farkında olur. Kendinden beklentisi yapabilecekleri ile doğru orantılıdır. Yapamadıkları ile ilgili ise kendine kabul verme gücüne sahiptir. Yapamadığı şeylerle ilgili, olumsuz saplantılar oluşturmaz. Bunun yerine, zorlandığı durumları geliştirebileceği alanları belirlemek için kullanır.

Öz güven duymakta zorlanan bireylerse, kendisine gerçekçi olmayan, yetenekleri ve yapabilecekleri ile ilgili orantısız beklentiler oluştururlar. Bu durum onların kendilerini yetersi bulmaları ile sonuçlanan bir kısır döngü haline gelir ve tıkanmalara sebep olur. Yaptığı ya da yapamadığı her şey için dışarıdan onay alma beklentisi içerisindedirler. Dolayısıyla kendi istek ve beklentilerine odaklanmak yerine çevresindeki kişilerin istek ve beklentileri daha fazla önemli olmaya başlar. Çevresindeki kişilerin ilgi ve onaylamasıyla kendini değerli ve yeterli bulurlar. Bu durum ise kişinin dış odaklı bir kendilik algısı geliştirmesine neden olur.

Peki nasıl oluşur bu güven duygusu?

Bebeklikten itibaren anne-babanın tutum ve davranışları güven duygusunun gelişmesinde önemli rol oynar. Bebeklikte, temel ihtiyaçların bebek odaklı karşılanması ya da karşılanmaması bebeğin kendini algılama biçimini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir bağlanma oluşturabilen bebekler( ihtiyaçları karşılanan, sevgi verilen, desteklenen)kendilerini güvende hisseder. Bunun yanında terkedilme, sevilmeme ya da reddedilme duyguları ile oluşturulan bir bağlanma durumu ise çocuklukta ve yetişkinlikte güven duygusunun sağlanması konusunda kişiyi zorlar. Olumlu bir şekilde kendini var etme sürecini engeller.

İhtiyaçların karşılanması ve sevgi vermenin yanı sıra; çocuk büyürken, onun hızını gözeterek büyümesine izin vermek de güven sürecinin bir parçasını oluşturur. Çocuğa aşırı korumacı davranmak, sorumluluk almasını engellemek, eleştirmek ya da sınırlarını belirlememek gibi ebeveyn tutumları çocukluk ve yetişkinlik sürecinde bireyin kendini algılama ve değerlendirme biçimine zarar verir. Kişi, yetersizlik ve değersizlik duygularıyla baş etmeye çalışmaktan kendi yeteneklerini ortaya koyamaz hale gelebilir.

Oysa sağlıklı anne-baba- çocuk ilişkilerinde; ebeveynler çocuğun girişimlerini destekler ve takdir ederken, hata yaptıklarında da çocuklarını sever, kabul eder ve doğruyu bulmaları için rehberlik ederler. Örneğin; bir çocuğun yürümeyi öğrenme sürecinde düşmesi ve kalkmak için çabalaması, tekrar düşmesi ve tekrar ayağa kalkması, bir yetişkin olduğunda ve onu zorlayan bir yaşam deneyimi olduğunda onunla nasıl başa çıkabileceğini öğreten bir süreç haline dönüşmektedir. Bu süreçte ailelere düşen görev çocuğa gerekli olduğunda destek vermek ve ona güvende olduğunu hissettirmektir.

Tüm bunları göz önüne alarak öz güvenin, anne-baba tutumlarının ve çevresel beklentilerin bir sonucu olarak geliştirildiğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla öz güven geliştirilebilir ve dönüştürülebilir bir kazanım olarak tanımlanabilir. Yapılan araştırmalar kendine güveni düşük olan bireylerle güveni yüksek bireylerin yetenekleri ve becerileri arasında bir farklılık gözlenmemiştir. Dolayısıyla asıl fark kişinin, kendisini tanımlama biçiminden kaynaklanmaktadır.

Nasıl geliştirilebilir?

Kendinizi tanıyın. Yapabileceklerinizi ve sınırlarınızı ne kadar iyi tanırsanız, ne üzerinde çalışmanız gerektiğini o kadar iyi kavrarsınız.

Gerçekçi hedefler belirleyin. Kendi ilgi ve yetenekleriniz doğrultusunda hedefler koyun. Daha kolay ulaşılabilir hedeflerden daha zorlara doğru adım atmak sizi yüreklendirecektir.

Olumsuz etiketlemeler yerine olumlu düşünme biçimine ağırlık verin. Kendinize yapıştırdığınız olumsuz sıfatlara karşı uyanık olun. Bu sıfatları üzerinden çıkarın ve olumlularıyla değiştirin.

Yapabildiklerinizi ve başarılarınızı takdir edin. Takdir edilen şeyin çoğalacağını ve büyüyeceğini unutmayın.

Yapamadığınız ya da ilerleyemediğinizde, oturup üzülmek ve kendinize acımak yerine, bundan ne öğrenebileceğinize odaklanın.



PSK. NİHAL UYAR ÖZER

Son Yazılarımız

Kitaplarımız

Bizden Haberler

Mail Listemize Kaydolun




  • Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
  • Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama