Herkesin Kendisiyle Çalışabileceği Bir Konu Vardır. Sizinki Hangisi?

KADIN-ERKEK İLİŞKİSİNDE ATAERKİL DÜŞÜNCE YAPISININ ETKİSİ

Ataerkillik; erkek otoritesine dayanan bir tür toplumsal düzen…Bu düzenin temelini,erkeğin üstünlüğü fikri oluşturur.
Erkek üstündür. Erkek reistir. Erkek babadır. Erkek iktidardır…
Ataerkil sözcüğü Türkçedir.
Batı dillerinde Patriyarkal kelimesi tercih edilir. Patria: Baba, Achein: hükmeden kelimelerinden türemiştir. Ataerkilliğe dayanan, ataerkil temelli olana ataerkil ya da patriyarkal denir.

Modern toplumlarda dahi ataerkil yapı hala etkisini sürdürmektedir. Feminizm gibi fikirlerin doğmasında çıkış noktası olarak gösterilen bu yapı bizim toplumumuzda da kadın erkek ilişkilerinde etkisini göstermektedir.

Atatürk Devrimleri ile birlikte Osmanlıda kullanılan mecelle (İslami özel hukuk) kaldırılmıştır. Bu yazı vesilesi ile Atatürk devrimlerine bir kadın olarak minnettar olduğumun da altını çizmek isterim.
Medeni kanunun kabul edilmesi ile birlikte şeriata dayalı mecelle tarafından düzenlenen aile düzeni de değişmeye başlamıştır.
Medeni kanunun kabulünden önce erkekler birden fazla kadınla evlenebilir, kız çocuklarının miras hakkı ve kadının şahitliği gibi konular erkeğin üstünlüğü üzerinden yorumlanarak, erkeğin lehine düzenlenmiştir.

1926 da Medeni kanunun kabulü ile aile mallarının yönetiminde kadın ve erkeğe eşit haklar verilmiştir. Erkeğin çok evliliği de yasaklanmıştır. Seçme ve seçilme hakkı ile birlikte kadının ekonomik, sosyal, yasal hakları da değişmiştir. Buna bağlı olarak ekonomik ve sosyal hayatta farklılıklar kadın erkek rollerinde de değişime neden olmuştur.

Yapı değiştikçe rollerin değişmesi ve karmaşık hale gelmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Yapılanma, kadın ve erkeği kanun önünde eşitlese de, bu eşitliğin her iki cins açısından da ne kadar içselleştiği tartışmaya açık gözükmektedir.

Kadının alt bilincinde erkeğin üstün olması yani kadına oranla fazla kazanması, fiziksel olarak güçlü olması, ailenin yükünü taşıması gibi beklentilerin yanına sıra, eşit olduğu yeni yapılanmada çocuk bakması, ev işlerine yardım etmesi gibi beklentiler oluşmuştur. Aynı şekilde erkeğin kadını aldatma ve çok eşlilik konusunda daha toleranslı bakış açısı ne kadar değiştiği ise yine de tartışılır. (DPT 1970-Erkeğin çok eşli evliliği yüzde üç oranına düştü.)

Değişen toplumsal yapı ile roller, kafalar iyice karışmış, eril kadınlar ortaya çıkıp kadın kimliğini unutmak pahasına değişim süreci hızlanmıştır. Erkeklerse kadının görevi olarak görülen konularda dişil formu ne kadar sindirebilmiştir tartışmaya açıktır.
Erkekler içinden eşit olduğunu söylese de ev işlerinin kadının görevi olduğunu, önceliğinin ev ve çocuk olması konusundaki geleneksel ısrarını bırakamamıştır. Kadın çalıştı ama bir taraftan evini, çocuğunu ihmal etme kaygı ve baskısı ile… İş yerlerinde kadın aktif olsa da potansiyelini izin verilen ölçüde gerçekleştirebilmiştir.

Tüm bu anlattıklarımın temel sebebi içimizdeki ataerkil yapının sesini duyurmaya çalışmak. İçinizdeki ataerkil yapı ile yaşadıklarımız arasındaki, rezonansı yakalayıp fark etmeden, değişim sürecinde sorumluluk almak mümkün gözükmüyor. Hep eşini suçlayan kadınlar ve erkekler olarak var olan yapıyı savunma rolünde kalınacağı aşikar. Tanımlanan ve üzerinde öfke ile durulan görüşler, beraberindeki korku ve kaygı ile büyümeye, kendini beslemeye devam edecektir. Örneğin;erkekler ev işlerine yardım etmez,kadınları umursamaz,değer vermez ya da kadınlar pasiftir, erkeklere bağımlıdır,kadının görevi anneliktir gibi fikirlerin üzerinde durmak gibi..Bunların tartışılması bu fikirlerin yayılması dışında bir işleve sahip değildir. Daha derin farkındalıklara ihtiyaç vardır bu yapıların değişmesi için.

Erkeğin üstün olduğunu, ezdiğini, değer vermediğini, güçlü olması gerektiğini savunan erkekler mi yoksa kadınlar mı? Bunu savunarak erkeği güçlü ve kendilerini yok sayarak güçlerinden vazgeçen kadınlar, bir gün yanı başlarındaki erkeğe kızmayı bırakıp kendi iç seslerini duymaya başlayacaklar mı?
Kadının ev işlerinden sorumlu olduğunu düşünen erkekler mi yoksa kadınlar mı? Kadınlar mı kadınları aşağılıyor, erkekler mi? Kadının görevi sayılan ev işleri yapmak erkeği dişil mi yaptı? Araba kullanma konusunda kadının beceriksizliğinden söz etmeyen erkek var mı?

Ne kadar içimize bakabilirsek o kadar güçleniriz. Ne kadarını fark edersek o kadar çok anlarız. Anlayışımız arttıkça öfkemiz azalır sevgiye dönüşür.

Erkekleri güçlü kabul edip beklentiyi artırmak zaman içinde erkekleri güçlendirse de, her insanın beklentisiz kabul edilme ihtiyacı vardır. Ayrıca erkekler bu güçlü tanımlanmanın bedelini öderken maruz kaldığı yükleri ve öfkeleri kabul etmek ister miydi?
Kadınların ise artık güçlerini farkına varıp bir erkeğin ezdiği ya da taşıdığı değil, yol arkadaşı olduğunu hatırlamaya ihtiyaçları var. En güzel ilişkinin eşitlik ve paylaşım üzerine kurulduğu bilgisini hatırlanması kişilerin, uzun vadede ise toplumsal huzurunun sağlanması açısından yararlı olacaktır.

Kadının gerekli saygılığı görmediği, herhangi bir grup ya da kişinin olması gereken eşit konumda değil de geride ya da aşağıda algılandığı durumlarda, koşullarda erkek egemen yapı güçlenecektir. Ancak kadın ve erkeğin eşit ve aynı derecede etkin olduğu toplumlar her iki cins açısından huzurun olduğu aile yapılarını geliştirebilir…

Psikolojik Danışman&Psikodramatist PERİHAN SAYIN

Son Yazılarımız

Kitaplarımız

Bizden Haberler

Mail Listemize Kaydolun




  • Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
  • Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama
    Algı Psikodrama